Posts

Showing posts from May, 2025

Kaybolduğum yer

Image
Balıkçı kasabası denildiğinde akılda canlanan o yer var ya, işte tam öyle bir yerde tam 24 sene önce annemin ve babamın yolları kesişti. Ebeveynlerimin bu yosun kokulu küçük kasabadan kaçmak için el ele vermelerine küçükken hiç anlam veremezdim. Fakat büyüdükçe neden bir an önce bu kasabadan çıkmak istediklerini anlamaya başladım. Bugün sizleri o kasabaya götüreceğim. Belki beraber bu kasabadan kaçarız, belki de büyüsüne kapılıp çarpık sokaklarında beraber kayboluruz. Buranın adı Bolaman. Karadenizin şelaleler dolu bir bölgesinde, deniz ve ağaçların arasına sıkışmış küçük bir kasaba. Boydan boya kumsalı, küçük az katlı binaları, her yerde sizi takip eden sokak hayvanları ile sizi büyüsüne çeken bu kasaba, bir iki haftalık tatil için aslında gayet katlanılabilir, hatta ömür boyu burada yaşamayı bile düşünebilirsiniz -küçükken ben de hayatımın sonuna kadar burada yaşamak istiyordum. İki haftalık tatilinizin sonunda "Acaba biraz daha kalsak mı?" diye düşünmezsiniz bile, çünkü b...

Kim Bu Ben, Bu Vari?

Kim Bu Ben, Bu Vari?   Bir sandalım ben Dalgası kendine öfkeli bir denizde Kıyıya ne kadar uzak olduğumu  Gösteren bir haritam yok elimde.   Adım vari İliklenen gömlekte atlanan o düğmeyim Uğursuz sanılan kara bir kediyim Kim bu ben, bu benim.   Bir ormanda yürüyen yavru bir ceylan  Kaybolmuş, ya da bir şey aramakta Ne aradığını unutmuş Belki de kendini aramakta.   Ayna bana beni göstermez artık Göz göze geliriz bazen o ceylanla.   Kim bu ben, bu vari? Birisi, bir gün, ellerini uzatsa Atlasa yanıma, o sandala Belki o zaman  Bir çığlık fısıltı olur akar içime Yağmur olur yağar içime Anlam olur Ben olurum Benim adım o zaman Vari olur.

Şeytanı Öldüren Meleğin Masalı

Bir zamanlar, bir yer varmış. Burası öyle bir yermiş ki her şeyin kökleri toprağa, ışığı ise gökyüzüne dokunurmuş. Bu yerin ne bir adı varmış, ne de günleri, haftaları, ayları… Zaman burada bükülür, kocaman bir silindir gibi oradan oraya yuvarlanırmış. Kocaman gökyüzünün altında, bir yerlerde yosun tutmuş çatılı bir baraka varmış. Bu barakanın içine hiç ışık girmezmiş. Barakada bir şeytan yaşarmış. Bir gün, bu karanlık barakanın içinde kocaman bir ışık parlamış. Bir melek, şeytanın avuçlarının içinde dünyaya gelmiş. Melek yıllar boyunca tenine ışık değmeden, şeytanın ellerinde titizlikle büyümüş, güzel bir kız çocuğuna dönüşmüş. Meleğin bir adı yokmuş—belki de unutturulmuş. Şeytanın sesiyle büyümüş, sadece onun yüzünü görmüş, başka bir varlığın soluğunu hiç duymamış. Bu barakada yalnızca şeytanın adımlarını takip etmiş. Burası, Tanrı’nın hiç var olmadığı bir yermiş. Burada yalnızca şeytan varmış. Ve o, meleğin bildiği tek gerçekmiş. Şeytan, her sabah dua gibi tekrar ettirilen sözlerle ...