Kaybolduğum yer
Balıkçı kasabası denildiğinde akılda canlanan o yer var ya, işte tam öyle bir yerde tam 24 sene önce annemin ve babamın yolları kesişti. Ebeveynlerimin bu yosun kokulu küçük kasabadan kaçmak için el ele vermelerine küçükken hiç anlam veremezdim. Fakat büyüdükçe neden bir an önce bu kasabadan çıkmak istediklerini anlamaya başladım. Bugün sizleri o kasabaya götüreceğim. Belki beraber bu kasabadan kaçarız, belki de büyüsüne kapılıp çarpık sokaklarında beraber kayboluruz. Buranın adı Bolaman. Karadenizin şelaleler dolu bir bölgesinde, deniz ve ağaçların arasına sıkışmış küçük bir kasaba. Boydan boya kumsalı, küçük az katlı binaları, her yerde sizi takip eden sokak hayvanları ile sizi büyüsüne çeken bu kasaba, bir iki haftalık tatil için aslında gayet katlanılabilir, hatta ömür boyu burada yaşamayı bile düşünebilirsiniz -küçükken ben de hayatımın sonuna kadar burada yaşamak istiyordum. İki haftalık tatilinizin sonunda "Acaba biraz daha kalsak mı?" diye düşünmezsiniz bile, çünkü bu küçük kasabanın insanları günlük rutinlerinden o kadar sıkılmışlar ki kasabaya ayak bastığımız anda bütün kasabanın tek odağı siz olursunuz. Bütün gün gelen yeni insanların -kurban da diyebiliriz bence- neler yaptığını, ne giydikleri, neden geldiklerini, neden gideceklerini düşünüp sizi izlemeye başlarlar. Yaz tatillerinde kasabaya bir aylığına gittimde hayatımın hem en eğlenceli hem de en sınırlarla dolu zamanlarını geçiriyordum. Annem bu dedikoducu ve meraklı kasabada büyüdüğü için kasaba insanlarının ne düşündüğünü avucunun içi gibi biliyor, bu sebeple de bizi kısıtlıyordu. Küçükken bu sınırlar içinde bulunmak eğlenceli bile sayılabilirdi, çarpık sokaklarda yürürken beni durduran ve bana sorular soran insanları geçiştirmek için uydurduğum hikayeler beni çok eğlendiriyordu. O zaman bu hikayelerin hemen unutulduğunu, sadece anlık merakla sorulduğunu düşünürdüm. Artık hikayelerimi rutin hayatlarından sıkılan ve beş dakikalığına da olsa bir kaçış arayan insanları eğlendirmek için anlatıyorum.
Kasabanın insanını az çok tanıdınız, zaten anlatabileceğim çok bir özellikleri de aklıma gelmiyor.
Şimdi kasabada uyanalım ve bir gün geçirelim, ne dersin okur?
Sabah namazının ardından tatlı bir şekerleme yapan kasaba halkı, 8-9 gibi hareketlenmeye başlar. Kahvaltıdan hemen sonra dışarıdan insanların her gün konuştukları aynı şeyleri duymaya başlarsınız. Sabah yürüyüşü yapmak isterseniz bütün kasabayı kaplayan kumsalda dedelere ve peşlerine takılan sokak köpeklerine katılabilirsiniz. Öğle sıcağı geçtikten sonra artık deniz vakti gelmiştir. Çantanızı alıp yol kenarında yürürseniz yüzecek milyon tane yer bulabilirsiniz -ben şahsen T denizini tercih ediyorum-. Karadenizin dalgalı denizinin aksine burada genelde çok dalga olmaz, aman dikkat edin kayaların diplerine çok girmeyin her sene bu nedenle canı yanan çok insan oluyor. Denizde arkadaşlarınızla eğlendikten sonra duşunuzu alın ve yemek için hazırlanın. Rotamız Yosun Pide. Kasabanın son kısımlarında kalan Kale ismindeki merkezde eski bir kale var -merkezin adının Kale olmasına şaşırdınız değil mi-, kalenin solunda kayıkhane, sağında da cami var. Caminin sağ tarafında kumsal boyu pideciler var. Bolaman'ı özlememin tek sebebi bu pideciler olabilir. Kalede ve kayıkhanede biraz turladıktan sonra gün batımında hayatınızın en güzel pidesini yemeye hazır mısınız? Kumsala yerleştirilen masalar, tam karşınızda çarşaf gibi deniz, biraz sağında İnyanı denilen, önceden annemlerin en tepeye tırmanıp denize atladıkları kocaman kayalıklar var. Eee pidemizi yedik sırada ne var? Dondurmamızı alıp Fener'de yürüyüş. Her şeyin minimal olduğu bu kasabada iskelenin devasa olmasını beklemeyin, küçük iskelede bir fener var. Fenerin dibine oturup lacivert gökyüzünde size bir el uzaklıkta gibi duran yıldızları izleyebilirsiniz. Gece gençlerle sohbetin ve oynanan masa oyunlarının ardından artık uykuya dalabilirsiniz. Yarın ne olacağını hiç merak etmeyin, çünkü bu kasabada her gün aynı. Ben bu rutini sevsem de iki hafta inziva bana yeterli oluyor, sonrasında bu kasabaya yolu düşmüş herkes gibi ben de rutinden koşarak kaçıyorum.
Annem ve babam bu kasabadan kaçıp kendi kaderlerini ve dolayısıyla benim kaderimi değiştirdiler, bu rutinin içinde kaderime sarılıp içinde kaybolmak istemezdim.
Şimdi kasabanın dışındayım, belki yine kayboldum ama en azından kendi çizdiğim yolda kayboluyorum.
-vari
Comments
Post a Comment